1 gün önce | Okunma Sayısı : 53
OpenAI destekli Merge Labs’ın, ultrason teknolojisi kullanarak beyne elektrot yerleştirmeden zihin okuma ve zihinsel rahatsızlıkları tedavi etme hedefi bilim dünyasında tartışma yarattı. Şirket, bu yaklaşımın beyin-bilgisayar arayüzlerinde daha az invaziv bir alternatif sunabileceğini savunurken, araştırmacılar yöntemin henüz erken aşamada olduğuna dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz ay faaliyetlerine başlayan Merge Labs, 252 milyon dolarlık yatırımla beyin-bilgisayar arayüzü pazarına güçlü bir giriş yaptı. Yatırımcılar arasında OpenAI’nin de yer alması, şirketi Elon Musk’ın beyin çipi şirketi Neuralink ile kıyaslanan bir konuma taşıdı.
Merge Labs, kökenini kar amacı gütmeyen Forest Neurotech’ten alan ve kendisini ticari bir girişimden çok araştırma laboratuvarı olarak tanımlayan bir şirket olarak konumlanıyor. Kurucu ortaklar arasında Forest Neurotech yöneticileri, akademisyenler ve OpenAI CEO’su Sam Altman bulunuyor.
Şirketin yaklaşımı, beyin aktivitesini ölçmek ve modüle etmek için ultrason dalgalarından yararlanmayı içeriyor. Bu yöntem, Neuralink gibi beyin içine elektrot yerleştiren implantlara kıyasla daha az invaziv olmayı hedefliyor. Ultrasonun, beynin geniş bölgelerini aynı anda izleyebilme ve uyarabilme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.
Fonksiyonel ultrason, nöronların aktif olduğu bölgelerde artan kan akışını tespit ederek dolaylı biçimde beyin aktivitesini haritalıyor. Nöronların oksijen ihtiyacındaki artış, kan hücrelerinin hareketinde değişime yol açıyor ve bu değişim ultrason sinyalleriyle ölçülebiliyor.
Araştırmacılar, ultrasonun yalnızca görüntüleme değil, odaklanmış dalgalar aracılığıyla nöronların ateşleme hızlarını etkileme potansiyeline de sahip olduğunu belirtiyor. Merge Labs’ın, bu yöntemi genetik olarak belirli hücreleri daha hassas hale getirmeyi amaçlayan sonogenetik yaklaşımlarla birleştirmeyi değerlendirdiği aktarılıyor.
Uzmanlara göre ultrason, beyin aktivitesini yüksek uzamsal çözünürlükle izleyebilse de, kan akışına dayalı ölçümlerin gecikmeli olması önemli bir sınırlama oluşturuyor. Bu durum, konuşma çözme gibi gerçek zamanlı tepki gerektiren uygulamalarda yöntemin etkinliğini azaltabiliyor.
Ayrıca her ne kadar daha az invaziv olsa da, ultrason tabanlı sistemlerin de kafatasının altına erişim için cerrahi müdahale gerektirdiği belirtiliyor. Bu da yöntemin tamamen risksiz olmadığına işaret ediyor.
Araştırmacılar, ultrason teknolojisinin beyin-bilgisayar arayüzlerinin yanı sıra epilepsi, şiddetli depresyon, bağımlılık ve kulak çınlaması gibi birden fazla beyin bölgesini etkileyen hastalıkların tedavisinde potansiyel taşıdığını ifade ediyor. Maymunlar ve insan denekler üzerinde yapılan deneylerde, istemli hareketlerin ve bazı karmaşık eylemlerin beyin karşılıklarının ultrasonla tespit edilebildiği bildirildi.
Bilim insanları, Merge Labs’ın hedeflerinin teorik olarak mümkün olduğunu ancak “zihin okuma” iddiasının günümüz teknolojisiyle sınırlı ve dolaylı bir anlam taşıdığını vurguluyor. Yöntemin klinik ve pratik kullanım için daha uzun süreli araştırmalara ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.
nature