4 ay önce | Okunma Sayısı : 239
Fatih Altaylı: Kurultay davası sonuçlanmayacak, amaç CHP’yi rahatsız etmek
Silivri Cezaevi’nde 72 gündür tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı, CHP’nin 38. Kurultayı’na ilişkin açılan dava hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Altaylı, söz konusu davanın 15 Eylül’de sonuçlanmasının mümkün olmadığını belirtirken, davanın temel amacının CHP’yi sürekli rahatsız ederek siyasi baskı oluşturmak olduğunu ifade etti.
Altaylı, adli tatilin sona ermesiyle birlikte CHP’nin kurultay sürecine dair hukuki girişimlerin hız kazanacağını belirtti. Kendi ifadeleriyle, “Bu dava 15 Eylül’de bitmez. Zaten maksat sonuçlanması değil, sürerek rahatsız etmesi,” dedi.
Fatih Altaylı’ya göre CHP’yi yakından ilgilendiren yalnızca kurultay davası değil. Eylül ayı itibarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik bazı soruşturmaların da aktif davalara dönüşmesi bekleniyor.
Altaylı, özellikle İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin iddianamenin somut delil açısından zayıf olduğunu savunarak, iktidarın bu tür dosyaları genel seçim tarihine yakın bir süreçte sonuçlandırmayı tercih edebileceğini ileri sürdü.
CHP’de Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’ndan genel başkanlığı devraldığı 38. Olağan Kurultay sonrasında açılan dava, kamuoyunda “butlan davası” olarak da anılıyor. Altaylı, bu davayla ilgili yargı sürecine ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı:
“Bu dava, YSK’nın yetki alanına müdahaledir. Yargı organlarının kurultayı yok sayma hakkı yasal olarak yok. Hangi mahkeme bakacak, bu bile net değil.”
Bu ifadeler, yargının siyasi alan üzerindeki etkisine dair yeni bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Fatih Altaylı’nın tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden kaleme aldığı notlar, adli yılın başlamasıyla birlikte Türkiye siyasetinde yaşanacak yargı odaklı gelişmelere dair önemli öngörüler içeriyor. CHP yönetimi ise süreci dikkatle izliyor.
Altaylı’nın analizine göre bu tür davalar, iktidarın seçim süreci öncesi muhalefet üzerinde psikolojik ve siyasi baskı kurma stratejisinin bir parçası olabilir. Özellikle İstanbul İl Başkanlığı seçimi ve kurultay sonuçlarına yönelik hukuki hamlelerin, kamuoyu nezdinde CHP’nin meşruiyetini tartışmaya açmayı amaçladığı düşünülüyor.