5 ay önce | Okunma Sayısı : 338
Otizmde artış tartışması büyüyor: Tanı mı arttı, yoksa gerçek bir salgın mı var?
Otizm teşhislerinde son yıllarda kayda değer bir artış yaşanıyor. Özellikle ABD’de sekiz yaşındaki her 31 çocuktan birinin otizm spektrum bozukluğu tanısı alması, hem toplumu hem bilim insanlarını harekete geçirdi. Ancak artışın nedeni konusunda fikir birliği yok.
RFK Jr’dan çevresel ‘salgın’ iddiası
ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr., otizmdeki artışı “çevresel bir toksinden kaynaklanan salgın” olarak nitelendirdi. Kennedy, konuyu araştırmak için 50 milyon dolarlık bir bütçeyle “Otizm Veri Bilimi Girişimi”ni (ADSI) başlattıklarını duyurdu.
Ancak bilim çevrelerinden bu açıklamaya sert tepkiler geldi. Uzmanlar, Kennedy’nin bilimsel kanıtlara dayanmayan iddialarının, onlarca yıllık araştırmaları görmezden geldiğini söylüyor.
Bilim insanlarına göre artışın nedeni daha çok tanı koyulması
Otizm teşhisindeki artışın temel nedeni olarak tanı kriterlerinin genişlemesi, farkındalık düzeyinin yükselmesi, eğitim ve sağlık hizmetlerine daha kolay erişim ve damgalamanın azalması gösteriliyor.
Örneğin, 1990’larda dar tanı çerçevesine sahip olan DSM ve ICD kılavuzları, günümüzde daha geniş bir yelpazedeki bireyleri otizm spektrumu içine alabiliyor.
Stockholm’deki Karolinska Enstitüsü’nden Prof. Sven Bölte, “Otizm salgını değil, bir teşhis salgını yaşıyoruz,” diyor.
Genetik faktörler hâlâ başrolde
Araştırmalar, otizmin büyük oranda genetik nedenlerle ortaya çıktığını gösteriyor. Beş ülkeyi kapsayan 2019 tarihli bir çalışmaya göre otizmin kalıtım oranı yaklaşık %80.
Genetik uzmanlar, otizmin tek bir gen ya da mutasyonla açıklanamayacak kadar karmaşık olduğunu; binlerce gen varyantının etkili olduğunu vurguluyor.
Çevresel faktörlerin etkisi ne kadar?
Araştırmalar, çevresel faktörlerin de etkili olabileceğini ancak bu etkinin genetik faktörlere göre daha sınırlı olduğunu ortaya koyuyor.
Olası çevresel riskler arasında:
Anne-baba yaşının ileri olması
Hamilelikte geçirilen enfeksiyonlar
Hava kirliliğine maruz kalma (özellikle ozon)
gibi etkenler öne çıkıyor.
Aşılar ve otizm arasında ilişki olduğunu öne süren iddiaların ise defalarca çürütüldüğü bilimsel araştırmalarla netleşmiş durumda.
Otizm topluluğundan Kennedy’ye tepki
Kennedy'nin, “Bu çocuklar asla iş sahibi olamayacak, vergi ödeyemeyecek” sözleri hem bilim insanları hem de otizm toplulukları tarafından aşağılayıcı bulundu.
Otizm Bilimi Vakfı Baş Bilim Sorumlusu Dr. Alycia Halladay, bu yorumların otizmli bireylerin değerini sorguladığını ve gerçeği yansıtmadığını belirtti: “Otistik bireylerin büyük bir kısmı bağımsız yaşıyor, çalışıyor ve topluma katkı sağlıyor.”
Gerçekten bir artış var mı?
ABD, Birleşik Krallık, Danimarka ve Japonya gibi birçok ülkede otizm teşhislerinde artış gözlemleniyor.
Ancak bu artış, otizmin kendisinin değil, tanı ve raporlamaların gelişmesinden kaynaklanıyor olabilir.
Nüfusa dayalı bazı anket çalışmalarında otizmin yaygınlığı %1 ila %3 arasında değişiyor.
Örneğin 2020’de Japonya’da yapılan bir araştırmada, 5 yaşındaki çocuklarda otizm oranı %3’ün üzerinde ölçüldü. Bu da bazı çevresel etkilerin gerçekten var olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Genetik etki: %80 oranında güçlü bir faktör
Çevresel etki: Sınırlı ama ihmal edilmemeli
Tanı farkındalığı: En büyük artış nedeni
Aşılar: Otizmle bağlantısı yok, bilimsel olarak çürütüldü
Otizm, hem bilimsel hem toplumsal olarak karmaşık ve hassas bir konu olmaya devam ediyor. Araştırmalar sürerken, her bireyin insan onuruna yakışır şekilde temsil edilmesi gerektiği uzmanların ortak çağrısı.
nature.com