3 ay önce | Okunma Sayısı : 218
Eğitim düzeyi yaşlanma hızını belirliyor: Fark son 30 yılda iki katına çıktı
ABD'de yapılan yeni bir araştırma, eğitim seviyesi düşük olan bireylerin biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığını ortaya koydu. USC Leonard Davis Gerontoloji Okulu’nun yürüttüğü çalışma, eğitim ile sağlık arasındaki bağın yalnızca davranışsal değil, biyolojik düzeyde de etkili olduğunu gösterdi.
Biyolojik yaş ile kronolojik yaş aynı değil
Araştırmada, bireylerin doğum tarihine göre değil; organ, doku ve sistemlerinin ne kadar sağlıklı çalıştığına göre belirlenen biyolojik yaş incelendi. Biyolojik yaş, kişinin sağlık durumu, hastalıklara yatkınlığı ve yaşlılık süreci hakkında daha gerçekçi bir tablo sunuyor.
Çalışmanın kıdemli yazarı Prof. Dr. Eileen Crimmins, “Biyolojik yaş, kimin daha uzun süre sağlıklı kalacağını ve kimin hastalık riski altında olduğunu daha iyi gösteriyor,” diyerek yöntemin önemini vurguladı.
Eğitim farkı 30 yılda iki katına çıktı
Araştırmada, 1988-1994 ve 2015-2018 dönemlerinde 50-79 yaş arası Amerikalılar incelendi. Bulgulara göre, genel olarak yaşlanma hızı azalsa da, bu iyileşmeden daha fazla eğitime sahip olan bireyler daha çok yararlandı.
Örneğin; 90’ların başında, üniversite mezunları ile lise mezunu olmayanlar arasında yaklaşık 1 yıllık biyolojik yaş farkı varken, bu fark son yıllarda iki yıla yükseldi.
Çalışmanın baş yazarı Mateo Farina, “Sağlık iyileşmeleri toplumun tüm kesimlerine eşit yansımıyor,” diyerek, eğitim temelli uçurumun büyüdüğüne dikkat çekti.
Yaşam tarzı değil, doğrudan eğitim etkili
Araştırma ekibi, sigara kullanımı, obezite ve ilaç tüketimi gibi yaşam tarzı faktörlerini de değerlendirdi. Ancak sonuçlar, bu unsurların yaşlanma farkındaki artışı açıklayamadığını ortaya koydu.
Crimmins, “Eğitim, hayat boyu riskleri ve fırsatları şekillendiriyor. Vücudumuzun nasıl yaşlandığı üzerinde iz bırakıyor,” dedi.
Toplumsal etkileri olacak bir sağlık krizi
Araştırma, daha az eğitimli bireylerin yalnızca daha erken yaşta ölme riskiyle değil; aynı zamanda daha uzun süre hastalıklarla boğuşma ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu durum, hem aileler hem sağlık sistemi üzerinde ciddi baskılar oluşturabilir.
Farina’ya göre çözüm bireysel değil, toplumsal: “Sağlık eşitsizliğini azaltmak istiyorsak, eğitimi kamu sağlığı yatırımı olarak ele almalıyız.”
gero.usc.edu/